Pusuladan e=mc2’ye

0
461

Einstein’ın Pusula Merakı ile Başladı Herşey!

Bir bezelye tanesi, ağaçtan düşen bir elma, hamamda kullanılan bir tas ya da bir pusula. Yüz yıllardır etrafta olan, sıradan ya da sıra dışı, büyük veya küçük, herhangi bir şey, evrenin bilgisinin anahtarı olabilir.

Tahmin edileceği üzere, Darwin’den, Newton’dan, Archimedes’ten, Einstein’dan bahsediyorum.

Einstein’ın bilime ilgisi babasının ona yatağında hasta yatarken gösterdiği pusula ile başlamıştı. Pusula, Einstein’ın çok ilgisini çekmişti. Einstein, pusulayı defalarca etrafında döndürmesine rağmen içindeki ok aynı noktayı gösterince, uzayda güçlerin olduğunu ve pusulaya etki ettiklerini düşünmüştü. Yüzyılın en büyük bilim adamının, kuvvetlere, zamana, nesneye ve evrene olan ilgisi bir pusula sayesinde doğmuş, hayatı boyunca yürüttüğü bilimsel çalışmaların rehberi olmuştu. Bir pusula çoğu zaman kuzeyi, nadiren de bilgiye açılan kapıları gösterir.

circa 1931: German-born physicist Albert Einstein (1879 – 1955) standing beside a blackboard with chalk-marked mathematical calculations written across it. (Photo by Hulton Archive/Getty Images)

2017 Yılı Nobel Fizik Ödülü, yerçekimsiz dalgaları gözlemleme alanında yaptıkları katkılar için ABD’li bilim insanları Rainer Weiss, Barry C. Barish ve Kip S. Thorne’a verildi. Bilim adamları, Albert Einstein tarafından geçtiğimiz yüzyıl üzerinde çalışılan uzay-zaman düzlemindeki dalgalanmaları keşfederek büyük yankı uyandırdı.

Einstein’ın bir Nobel Ödülü kazanmasından tam 96 yıl sonra bile, kütle çekim üzerine yorumları halen yol gösterici özelliğini koruyor, çalışmalarını devam ettiren bilim adamlarına aynı ödülü bir kez daha kazandırıyor.

Merakın Tetiklemesi

Okumayla, dinlemeyle, izlemeyle ve belki de en önemlisi uygulama ile mümkün.

Robotik ve kodlama eğitimi bir moda akımı olmaktan daha fazla anlam ifade ediyor.

Ses, ışık, hız gibi kavramların,

Motor, sensör ve LED gibi teknolojik elemanların,

1’lerin ve 0’ların,

Devrelerin, yazılımın, bilgiyi saklama ve iletmenin,

uygulama yolu ile öğrenilmesini sağlıyor. Bu erken yaşın sıkıcı bilgileri -elektrikler, devreler, fizik dersleri- hayatımızı hayli keyifli hale getirebilir! Deneyerek, uygulayarak, eğlenerek ve tasarlayarak…

10 yaşında çocuklar dahi artık telefonları, tabletleri ve bilgisayarları mükemmel bir şekilde kullanabiliyorlar. Tüketim şeklinde ilerleyen bu kullanımı üretime çevirmenin yolu yine kodlama ve robotik eğitimlerinden geçiyor.

Dünyanın, doğa kanun ve kurallarının anlaşılması için genç yaşlarda fen eğitiminin başlaması gerektiğine hiç şüphe yok teknoloji ve genişleyen robotik konseptleri, çalışma sistemini anlama yaklaşımının merkezi haline gelmekte.

Etrafındaki cihazları gizemli bir kutu olarak görmeyen, nasıl çalıştığı konusuda fikir yürütebilen birey geleceğe, ülkesine ve insanlığa kuşkusuz, her anlamda, çok daha faydalı olacaktır.

Düşle, Tasarla, Uygula!

Robotik eğitimi alanında işbirliği yaptığımız geleceğinbilişimcisi.com kurucu ortağı Emre Kurt’un kaleminden.

Kaynakça: geleceginbilisimcisi

geleceginbilisimcisi.com

Diğer yazılar

Fikirlerinizi paylaşın;