Dört Mevsim Gelişim Anaokulu - Zübeyde Bağlan



ZÜBEYDE'nin KÖŞESİ - 
ÇOCUKLARDA KORKU…
Kapının arkasın da öcü var anneee!!! ”, ” Dolabın içine canavar saklanmış babaaa!! ”. Bu sözler, çocukların üç yaşlarına geldiklerinde  evde sık, sık tekrarladıkları cümlelerin başında gelir. Bu ve buna benzer sözlerle ifade edilen korkuları her çocuk, gelişiminin ilk yıllarında yaşar. Odasında öcüler var diye girmek istemeyebilir, geceleyin uykuda iken, dolabın içindeki yedi başlı canavarı rüyasında görüp sık sık uykusundan uyanıp ağlayabilir, daha sonra odasında yalnız yatmak istemeyebilir vs. Ebeveynler böyle bir durumla karşılaştıkları zaman ne yapmalı ? nasıl davranmalı ?

 Genellikle yapılan  davranışlardan biri, çocuğun bu korkusunu hafife almak oluyor. ” Neden korkuyorsun? Korkulacak bir şey yok ki!!  Aaaa orada  öyle bir şey yok ki!!! gibi sözlerle çocuğun korkusu geçiştirilmeye çalışılıyor. Hiç şüphesiz ebeveynin bu davranışı çocuğunu bu tür korkulardan korumak, uzak tutmak ihtiyacı ve isteğinden kaynaklanıyor. Ancak doğru bir yaklaşım tarzı değil. Doğru olanı, çocuğunuza onun korkusunu ciddiye aldığınızı göstermek, bunu ona hissettirmenizdir. Örneğin; Onu kucağınıza alarak, dolabın içine birlikte bakabilirsiniz. Çocuk  ihtiyacı olduğunda  güvenilir bir kucağın olduğunu bilmesinde büyük bir yarar var. Fakat ebeveynler her şeye  rağmen çocuklarında oluşan bu korkuları  ortadan kaldıramazlar ancak böyle korkularla nasıl yaşanabileceğini, nasıl baş edilebileceğini öğretebilirler.

Çocuklar doğduklarından itibaren gelişiminin her aşamasında çeşitli korkularla  kaçınılmaz olarak karşılaşırlar. Doğumla birlikte başlayan büyüme, bedensel değişimler, yeni yeni hedeflere odaklanma, sevinçler, üzüntüler, hayal kırklıkları vs yaşayarak inanılmaz bir gelişim temposuyla her gün yeni şeyler öğrenip hafızalarına yerleştirirler. İşte bu süreçte bazı korkular kaçınılmaz olarak ortaya çıkar. Bu korkular her çocukta farklı boyutlarda olabilir. Birbirinden farklı, çeşitli boyutlarda olabilen bu korkular nedir, nasıl ve ne zaman ortaya çıkarlar?

Birinci korku ayrılık(ayrılma) korkusudur: Çocukların yaşadıkları ilk korkularından ve de en güçlülerinden biridir. Çocuklar yürümeye başladıkları zaman ortaya çıkar. Bir taraftan özgür, bağımsız, kendi başına bir şeyler yapma, başarma içgüdüsü ile annesinden ayrılma zorunluluğu ile yanıp tutuşur ama diğer taraftan da annesinin güvenli kucağına olan ihtiyacı yüzünden, çocuk içinde sürekli çatışma yaşar. Bu yaştaki çocuklar annelerinden uzaklaşırken sık sık arkalarına dönüp bakarlar. Nedeni özgürlük  ile korunma ihtiyacı arasındaki sınırı koruma çabasıdır. Bazen çocuk  güven verici sınırı aşarsa, siz bu sınırı koruyun. Ama özgürlüğünü elinden almadan lutfen..

İkincisi öcülerin, böcülerin, büyücülerin neden olduğu korkulardır: Çocukların bazen geceleri ağlayarak uyanmalarına neden olan korkulu rüyalardır. Bu rüyalarda canavarlar, hayaletler, öcüler, böcüler gerçekten de çocuğa gözükürler. Bu tür korkuların yaşanmasına  neden olan ebeveynin kendisi ve çevresidir. Çocuklar bu yaşlardan itibaren istenileni yapmadıklarında veya kontrol edilemedikleri zamanlarda çevresi tarafından ” onu atarsan Allah seni taş yapar!!”, ” sessiz olmazsan köpekler ısırır!!”, ” uslu durmazsan polis çağırırım” , ” bak böyle yaparsan eskiciye veririm” gibi tehditler veya öldükten sonra tekrar dirilen insanlardan, mezarlardan, sırat köprüsünden, cehennem azabından, sıkça çocuğun yanında konuşulur. Çocuklar bu sözlerden ve anlatılanlardan çok etkilenirler. Ve tabi ki geceleri de rüyalarında  anlatılanları görürler.

Üçüncüsü gerçek korkulardır: Bu tür korkular gerçek korkulardır ve çocukları olası tehlikelerden  koruma görevini üstlenir. Örneğin; sıcak  bir ütüden sakınma veya yanan bir ocağa yaklaşmaktan korkan çocuk kendini yanma tehlikesinden de kurtarmış olur. Ebeveynler doğru ve gerekli müdahale ve uyarımları Örneğin; keskin bir bıçağın tehlikelerini, ağır bir nesneyi kaldırmaya çalıştığında ayağına zarar verebileceğini, yüksekten atlamaya çalışan çocuğunu uyararak, ebeveynler tarafından çağrıştırılan bu tür korkular, gerekli korkulardır ve çocuğu korur.

Dördüncüsü ve sonuncusu “ hayali korkulardır” : Hayal gücünün ürettiği korkulardır. Üçüncü yaşlarda başlar ve yaklaşık beş- altı yaşlarında sona erer. Bu yaşlardaki çocukların hayal güçleri sınırsızdır. Korkulacak bir ortam veya görünürde herhangi bir nesne olmamasına rağmen çocuk hayalinde korkacak bir obje yaratır. Örneğin; kenarda masum masum duran bir sandalyeyi hayalinde yedi başlı canavara dönüştürüp korkabilir. Aslında hiç bir zararı olmayan karanlıktan korkabilir. Unutmayalım, çocuklar bu yaş dönemlerinde inanılmaz hızla gelişirler. En çok soru sordukları ve öğrenmeye aç oldukları sürecin içindedirler. Öğrendikleri her yeni bilinmezden de ürkerler korkarlar. Çocuklar, çoğu zaman korktukları bu bilinmezlerin yerine, tanıdıkları nesneleri koyarak korkularını kontrol etmeye çalışırlar.Bizlerde bu süreçte çocuğa daha sakin ve korkunun doğal bir süreç olduğunu unutmadan desteklerimizi doğru yönde vermeliyiz..

Sevgiyle kalın…